Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Yenice hakkında genel bilgiler sayfası

 

İLÇENİN ADININ NERDEN GELDİĞİ VE TARİHÇESİ:

YENİCE İLÇESİNİN İDARİ BÖLÜMÜ

Yenice 1936 yılına kadar bir köy hüviyetinde olup Gönen İlçesi'ne bağlı idi. 1.8.1936 tarih ve 3012 sayılı kanunla kaza olan Yenice'nin ilk Kaymakamı Hamdi SÖNMEZ'dir.

Bugün Yenice İIçesi nüfusu itibariyla 3 il Genel Meclisi Üyesi çıkarmaya sahiptir. Yüzölçümü bakımından Çanakkale'nin 2. büyük ilçesi olan Yenice'de merkez dahil beş Belediye hizmet vermektedir.

BELEDIYELER

ADI Köy Sayısı:

YENICE 29
Pazarköy 15
Hamdibey  7
Kalkım     10
Akçakoyun 5

TARİHÇESİ:

             Bölgeye Türkler'in yerleşmesiyle önce Yanoba ve Dalyanoba denilmiş, daha sonra İnceköy ve son olarak Yeniceköy adı verilmiştir.
             İlçemizin bulunduğu bölgede ya­pılan arkeolojik çalışmalar sonucunda, Cilalıtaş devrinde yaşandığı ortaya çıkmıştır. Milattan önce Bitinler, Aşşuvalılar, Truvalılar, Hititler, Luviler, Dorlar, Lidyalılar, Persler, Bergama Krallığı ve Roma İmparatorluğu'nun nüfuz sahası içinde kalmıştır. Milattan sonra Roma İmparatorluğu'nun parçalanmasıyla Bizans Imparatorluğu hakimiyetine girmiştir. 14. yüzyılın başında Karesi Beyliği ve daha sonra da Osmanlı Devleti topraklarına dahil olmuştur.

                                                            Türkler'in İskânından Önce:

                İlk iskan izlerini Paleolitik Çağ'da gördüğümüz Yenice'de, Davutköy, Bekten ve Nevruz çevresindeki kalıntılar tahrip olmuştur. M.Ö. 2000 yıllarından itibaren Yenice, Balya ve Balıkesir bölgesinde Bitinler yaşamışlardır. Avrupa'dan Bitinler'in yerleştikleri bu yöreye Bebrikya de­niliyordu. Bitinler'in yanı sıra M.Ö. 1500 yıllarında yörede Aşşuvalılar yaşamışlardır. Truvalılar ve Hititler'in dışında, Luviler'in de Yenice, Biga, Çan, Çanakkale, Bayramiç, Ezine ve Ayvacık yörelerinde yaşadıkları bilinmektedir. Bölgede M.O. 1200 yıllarında Dorlar'ın göç­lerinden etkilenmiştir. M.Ö. 514 yılında Persler bölgeyi işgal et­mişlerdir. Yunan Siteleri birleşerek M.O. 386'da yaptıkları mücadeleler sonucu Pers üstünlüğüne son vermişlerdir. M.Ö. 334 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender, bölgeye hakim olmuştur. M.Ö. 196 yılında Selökid Devleti, M.Ö. 189 yılında da Bergama Krallığı bölgeyi kendi kontrolleri altına almışlardır. Son Bergama Kralı 3. Attalos'un ölümünden sonra bölgede büyük bir iktidar boşluğu yaşanmıştır. Ro­malılar bundan yararlanarak askeri üstünlüğü ele geçirdiler. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun parçalanması üzerine Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu bütün Ana­dolu'ya hakim olmuştur. Mizya adı da verilen Yenice yöresi Bizans İm­paratorluğu zamanında av par­tilerinin düzenlendiği bir merkez haline gelmiştir. Altın, gümüş ve kurşun madenlerinin bulunması sebebiyle bölge önem kazanmaya başlamıştır. 672-680 yılları ara­sında İslam orduları Yenice ve Balya çevresinde Bizanslılar ile savaşmışlar ve bölgede yedi yıl kalmışlardır. Bizans İmparatorluğu döneminde ilk defa 3000 maden işçisinin grevine sahne olan bölge tarihte önemli bir yere sahiptir.

Türkler'in Bölgeye Hakim Olması:

 İlk defa M.S. 395 yılında Hunlar, Anadolu topraklarına keşif seferleri düzenlemişlerdir. 1015 yılında Çağrı Bey ko­mutasındaki Selçuklu kuvvetleri Anadolu'ya girmişlerdir. Ana­dolu'nun kapılarının Türkler'e gerçekte açılış tarihi de 1015 yı­lındaki bu sefer ile olmuş ve Türkler, sızmalar yoluyla Ma­lazgirt Savaşı öncesinde Anadolu şehirlerine girmeye başlamışlardır. 1036 yılından sonra Türkler kitleler halinde Anadolu'ya gi­rişlerini hızlandırmışlar, 1071 Ma­lazgirt Savaşı'ndan sonra akıncı beyleri idaresindeki Türkler Ana­dolu'ya hakim olmaya baş­lamışlardır. Afşin idaresindeki Türk orduları bu dönemde Yenice, Edremit, Ezine ve Bayramiç bölgelerine akınlar düzenle­mişlerdir. 1080 yılında Türkiye Selçuklu Devleti'nin kurucusu Sü­leyman Şah devrinde Yenice böl­gesi fethedilmiştir. 1081 yılında Çanakkale ve Yenice yöresi Çaka Bey hakim olmuş, 1097 yılındaki Haçlı Seferleri'nden sonra Bizanslılar'ın eline gelmiştir. 1110 yılında Sultan Şahin Şah ida­resindeki Selçuklular tekrar böl­geye hakim olmuşlardır. 2. Kılıç Arslan döneminde Yenice böl­gesine Türkmen ve Yörük is­kanları yoğunlaşmıştır. Bölgeye yerleşen Türkler, konar-göçer ha­yatı bırakarak çiftçiliğe başlamışlardır. Karesi Beyliği 1303­1345 yılları arasında Balıkesir ve Çanakkale bölgesine hakim olmuştur. Yenice ve çevresinin tam olarak Osmanlı hakimiyetine girmesi 1357 yılında gerçekleşmiştir. Yenice bölgesinin Türkler tarafından esas çekirdeği 1290-1330 yılları arasında oluşturulmaya başlanmıştır.

İlçe topraklarına Türk boylarından önce Bayat, Torhasan ve Akçakoyunlular yerleşmişlerdir. Bunlarla birlikte Afşar, Bayat, Kalabak, Gürelli, Kaşıkçı ve Bayındır boyları gelmişlerdir. Halkının çoğunluğunu Karaoğlan, İsalar, Bayat, Çapnalı, Cambazlı, Akkoyunlu, Hızırlar, Softalı ve Torasanlı gibi boylar oluşturmuşlardır. Bölge halkını oluşturan Oymaklar arasında ise Yavcı-Bedir, Akkeçeli, Kızılkeçeli, Körmusalı, Yüncü, Saitli, Çaparlı, Çepni, Kobaş, Kılas, Evcili, Emetçi, İneci, Şehitli ve Tahtacı bulunmaktadır. Başımkızdı cemaati ile Karakeçeli aşiretinin Poy­razlı, Deliler, Kıldonlu, Softalı cemaatleri de vardır. Yenice halkının çekirdeğinde Oğuzlar'ın Kınık boyu ve kollarının ağırlık kazandığı gö­rülmektedir.

1843-1864 yılları arasında Yenice bölgesinde Akçakoyunlu, Burhanlı, Caferli, Çepni, Hardallı, Karakeçeli, Kılaz, Kubaş, Söğütlü, Yaycı Bedir aşiretleri köyler kurmuşlardır. Ahmet Vefik Paşa bölqedeki aşiretlerin is­kanı işini idare etmiştir. Göçebeliği bırakmak istemeyen aşiretler üze­rinde baskı uygulanmış Çepni, Yaycı Bedir ve Yüncü boyları Edremit ve Burhaniye bölgesine yerleştirilmiştir. Karakeçeliler ise Yenice havalisine iskan ettirildiler. 1902 yılında yapılan nüfus tahririne göre her aşiret, kabile, boy, oymak ve cemaatin eski Türk teşkilatını yaşattığı tespit edil­miş ve Sultan Abdülhamid, bu isim­lerin korunarak aynı şekilde ya­zılmasını istemiştir.

Bölgeye Türkler'in yerleşmesiyle önce Yanoba ve Dalyanoba denilmiş, daha sonra İnceköy ve son olarak Yeniceköy adı verilmiştir. 20. yüz­yılın başında Gönen ilçesine bağlı idi. Gönen'e bağlı olunduğu dönemde Çakır Köyü, Nahiye mer­keziydi. 16.06.1936 tarih ve 3012 sayılı kanunla Yenice ilçesi oluşturulmuş ve Çanakkale'ye bağlanmıştır. İlçenin ilk kaymakamı Hamdi Sönmez'dir.

Günümüzde Yenice, köylerin isimleri ile Orta Asya kültürünü ve Oğuz geleneklerini yaşatan ender bölgelerden birisidir. Aşiret, boy ve oy­makların isimleri bazı köylerde yaşamaktadır. Sofular, Torhasanlar, Yanoba, Boynanlar, Çakırlar, Öğ­menler, Çırpılar, Bayatlar, Cambaz, Ahiler, Kızıldam, İbrahimler, Kargacı, Oğlakçılar bunlardan birkaç ta­nesidir. Hacıyusuflar, Altıparmak, Karabey, Hamdibey, Çavuşlar, Umurlar ise kurucularının isimleri ile anılırlar. Yenice merkez, Gü­müşler, Yeşilköy, Arovacık, Ça­moba, Alanoba, Karasuçam, Bal­lıçay, Soğukçay, Sarıçay, Çınarcık, Örencik, Pınaroba, Su­uçtu, Bağlı, Çiftlik, Gedikoba, Yeşiller, Kabaağaçarası, Çal, Kurt­taşı ve Sazak gibi köy ve obalar kuruldukları arazinin coğrafi yapısına göre isim almışlardır.

Milli Mücadelede Yenice Yöresi:

 Mondros Ateşkes Anlaşmasından sonra başlayan işgaller üzerine, Türk halkı vatanını koruyabilmek için Kuva-i Milliye adı verilen direniş kuvvetlerirıi oluşturmuştur. Batıda başlayan Yunan işgalleri karşısında Yenice-Koyuneli (Hamdibey) yöresinde toplanan gönüllü birlikler Soma-Ayvalık cephesine destek vermişlerdir. Yenice yöresinde toplanan milis kuvvetlerini Bacak Hasan, Osman Bey, Altıparmak ve Kürt Hasan çeteleri oluş­turmuşlardır. Oluşturulan bu birlikler Soğucak Köyü'nü merkez olarak seçmişler ve bu köye Yunan kuvvetleri hiç girememişlerdir. Yunanlılar dışında Yenice çevresi Anzavur'un baskısına da maruz kalmıştır. Hatta Ahmet Anzavur, Mavruz (Nevruz) Köyü camiinde vaaz vererek halkı kan­dırmaya çalışmış, fakat destek bulamamıştır.

Kuva-yi Milliye birlikleri silah ve cephane bakımından milli mü­cadelenin başlarında büyük sıkıntılar çekmiştir. Gelibolu Yarımadası'nda bir Fransız müfre­zesinin koruduğu büyük silah depoları bulunmaktaydı. Balıkesir Heyet-i Milliye Teşkilatı Akbaş depolarında bulunan cephane ve silahların kaçırılmasına karar vermiştir. Akbaş, Gelibolu Yarıma­dası'nın doğusunda Büyük Anafarta ve Suvla Körfezi'ne giden yolun geçtiği Yalova deresi ağzında küçük gemilerin demirlemesine elverişli bir koydur. Edremit Kaymakamı Hamdi Bey bu iş için görevlendirildi. Kendisine Dramalı Rıza Bey yardımcı olacaktı.

Hamdi Bey 1886 yılında Ma­kedonya'nın Köprülü Ka­sabası'nda doğdu. Küçük yaş­larda babasını kaybeden Hamdi Bey, ilkokulu Köprülü ka­sabasında, ortaöğrenimini Üsküp'te yapmıştır. İstanbul'da Mülkiye Mektebi'ni (Siyasal Bil­giler Fakültesi) bitirmiş, Balkan Savaşları sonuna kadar Ko­sova'da Maiyet Memuru olarak görev yapmıştır. Balkan Sa­vaşları'ndan önce Kumanova sa­vunmasında görev yapmış daha sonra Edirne'de Şükrü Paşa kuv­vetlerine katılmıştır. Savaşın bi­tişini müteakiben Edirne Polis Müdürlüğü İdari Bölüm Başkanlığı'na, birkaç ay sonra da Edirne'nin Demirköy Kazasına Kaymakam olarak atanmıştır. Yöredeki görevi sırasında Bulgar çete kuvvetlerine karşı başarılı çarpışmaları yürüttü.

1915 yılında Malkara Kaymakamlığı'na, daha sonra da Keşan ve Sındırgı Kaymakamlıkları'na atandı. Temmuz 1917 tarihinde Edremit Kaymakamı olan Hamdi Bey, Türk halkının çok sıkıntılı bir döneminde şehid çocuklar için Yetimler Yurdu'nu kurdu. İlk defa Edremit'de memurlara mesai cetveli uygulattı. Günümüzdeki Edremitspor'un temeli olan Edremit İdman Yurdu'nu Nisan 1918'de kurdu. 1919 yılında başlayan Yunan işgalleri üzerine Hamdi Bey'in çalışmaları ile "Edremit, Burhaniye ve Havalisi Müdafa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti" kuruldu. Hürriyet ve İtilaf Fırkası Edremit temsilcilerinin, eski İttihat ve Terakki Partisi görüşünde olanların devlet memurluklarından alınması is­teklerini kabul etmeyince 5 Nisan 1919 tarihinde Edremit Kaymakamlığı'ndan azledildi. Burhaniye'ye yerleşen Hamdi Bey bölgede milis kuvvetlerini teşkilatlandırdı. Milis kuvvetlerini, ordu birliklerinden ayırt etmek için kollarına beyaz patiskadan bant taktırmış ve üzerine Kuva-i Milliye yazısı yazılmıştır. Bu isim daha sonra tüm Anadolu'da yayılacaktır.

Sivas Kongresi'ne delege olarak da katılan Hamdi Bey, "Balıkesir Merkez Heyeti" tarafından Biga ve çevresinde Kuvâ-yı Milliye için asker toplamakla görevlendirildi. Hamdi Bey, Dramalı Rıza Bey ve Bandırma'da otel işletmeciliği yapan Kani Bey ile birlikte 18 Ocak 1920 tarihinde Biga'ya geldi. Yaptığı ko­nuşmalarla halkın büyük ölçüde desteğini sağladı. Yasa dışı işler yapan çete mensuplarını cezalandırdı.

Milli mücadele için gerekli olan silahları alabilmek için, 9 kişiyle önce Lapseki'ye geldi. 26-27 Ocak 1920 gecesi Umurbey iskelesinden Akbaş'a geçen Hamdi Bey ve arakadaşları kaçırdıkları silahları Umurbey iskelesine getirmişler, buradan kara taşıtlarıyla Yenice'ye taşımışlardır. 3 Şubat 1920'de Sarıçalı, Yenişehir ve Üvecik depolarından kaçırılan silahlar da Yenice'ye getirilmiştir.

Ingilizler Anzavur Ahmet'e bol para ve ünvanlar vererek Akbaş cephaneliği olayının meydana geldiği yörelerde isyan çıkarma gö­revini verdiler. Bu sırada Yenice'deki cephaneliğin bir kısmı Akhisar ve Soma'daki Türk kuvvetlerine gön­derilmiştir. Hamdi Bey'in Kuvâ-yı Milliye için Biga'da gönüllü Türk gençleri toplama çalışmaları üzerine, Gönen'de bulunan Ahmet Anzavur Biga'ya gelerek 16 Şubat 1920 ta­rihinde ayaklanma başlatmıştır. Anzavur'un Biga'yı ele geçirmesi üze­rine Hamdi Bey, Yenice'de bulunan silahların korunması için Dramalı Rıza Bey'i görevlendirmiştir. Hamdi Bey'de birkaç gün sonra Yenice'ye hareket etmiştir.

            Yukarı İnova Köyü'ne geldiği sırada Anzavur taraftarı köylüler ta­rafından yakalanarak Biga'ya işkenceler yaparak göndermişler ve 17 Şubat 1920'de öldürmüşlerdir. Cumhuriyet döneminde Koyuneli de­nilen yerleşim merkezine Hamdibey ismi verilmiştir. Anzavur, Nevruz Köyü yakınına kurduğu top ile Yenice'ye ateş etmeye başlamıştır. Az bir kuvvet ile cephanelerin bulunduğu caminin çevresinde direnen Dramalı Rıza Bey, silahların Anzavur kuvvetlerinin eline geçmemesi için cephaneliği ateşledi ve silahları imha etti. Rıza Bey arkadaşları ile Koyuneli'ne çekildi. Batı cephesi için paha biçilmez değer taşıyan silah ve cephanelerin yok olması Kuvâ-yı Milliye birlikleri arasında büyük bir üzüntü yaratmıştır.

YENİCENİN COĞRAFİ YAPISI

                DOĞAL KOŞULLAR: Yenice Marmara bölgesinin Güney Marmara bölümünde Biga yarımadasının iç kesimlerinde yer alır. Çanakkale ilinin güneydoğusundadır. Yüzölçümü 1367 km² olan Yenice, Çanakkale ilinin en büyük ilçesidir. Doğu ve güneyde Balıkesir, güneybatıda Bayramiç, batı ve kuzeybatıda Çan, kuzeyde de Biga ilçeleriyle çevrilidir.

                Yenice ilçesinde arazinin bir kısmı volkanik olup, arazide kristalin şistler yaygındır. Arazinin bir kısmında da ana kaya Kalkerdir. Özellikle Pazarköy civarı Kazdağlarının bir devamıdır. Böylece Yenice’de volkanik araziler kalker yapılı araziler, şistli arazilerle Granit ve Gnayslara sıkça rastlanır. Ovalarda kuaterner yaşlı alüvyonlar görülür.

                 Yenice ilçesinin arazisi içinde bulunduğu Biga yarımadası gibi fazla yüksek olmayan engebeli alanlardan oluşur. İlçe merkezinin denizden yüksekliği 276 metredir. İlçenin başlıca yükseltileri Aladağ (963 m), Sakar Dağı (Asar 929 m) ile ilçenin kuzeyindeki Güre Dağı’dır. Asar Dağı ilçenin güneyinde doğu-batı doğrultusundaki sırtlar boyunca uzanır. Derelerle parçalanmış bir görünümü vardır. Yenice ilçesinde dağlar arasında yer alan genişçe ovalar da vardır. Bu ovalar oluşum bakımından tektonik kökenlidir. Yer kabuğunun çökmesiyle oluşmuştur. Yer kabuğunun kırılarak çöken kesimlerinin, akarsuların getirdiği alüvyonların buralarda birikmesiyle oluşmuşlardır. Kuzey Anadolu fay hattının Yenice’den geçmesi bu ovaların tektonik kökenli olduğunu göstermektedir. Bu ovalardan Yenice ve Agonya ovaları doğal bir geçit ile birbirlerine bağlıdır. Bu ovaların etrafı yüksekliklerle kaplı olduğu için dağ içi ovası olarak da adlandırılabilir. Agonya ovası Kalkım, Hamdibey, Pazarköy arasında genişçe bir alanı kaplar. Güneybatı yönünde dar bir şerit şeklinde uzanır. Uzunluğu 25-30 km’dir. Agonya ovasının Pazarköy bucağı çevresindeki küçük bir bölümünde alüviyon topraklar vardır. Öbür kesimleri belirli bir genetik katmanı olmayan, yani üst toprak kesitinde farklılaşma olmamış, azonal (genç) topraklarla kaplıdır. Yüzeyi derelerle taşınmış maddelerle kaplıdır. Kolüviyal olarak nitelenen bu topraklar oluşumları bakımından alüviyal topraklara benzer. Onlardan farkı toprak katlarının homojen olmaması ve çoğunlukla toprak alt katmanlarının çakıllı oluşudur. Tarıma elverişli topraklardır.

                Bu ovalarda kalın alüviyon ve çakıllı dolgular ana akarsu ve onlara bağlı kollar boyunca izlenmekte, ayrıca tektonik kökenli hareketlerin izleri belli olmaktadır. Her iki ovadan dağlık bölgeye geçiş dere ve sel yatakları ile gerçekleşmektedir.

                İlçenin iklim özelliklerine bakılacak olursa Akdeniz, Karadeniz ve kara ikliminin karışımı olan Marmara iklimi görülür. Bu durumu bitki örtüsü özellikleri de destekler. Çünkü ilçede Akdeniz, Karadeniz, kara ikliminde yetişebilen bitki türleri görülmektedir. İlçenin güney kesimlerinde Akdeniz iklimi özellikleri kendini belli eder. Ancak Akdeniz iklimi enlemin etkisi karasallık nedeniyle bazı özelliklerini yitirmiştir. İlçenin bu kesimlerinde yazlar kurak ve sıcak, kışlar ılıman ve yağışlıdır. İklim özellikle ilçe merkezi çevresinde karasal özellikler taşır. İlçenin diğer alanlarında ise Marmara iklim tipi görülür. Yazlar ılıman ve yağışsızdır. Kışlar ise yağışlı ve soğuktur.

                İlçede en soğuk ay ocak, en sıcak ay ise temmuzdur. İlçe orta derece yağış alır. (650-700 mm) İlçede ekimden nisan ayına kadar donlu günler görülür. İlçede rüzgarlar daha çok kuzeydoğu ve güneybatı yönlerinden eser. İlçede zaman zaman şiddetli lodos rüzgarı da eser.

                İlçe topraklarından küçük akarsular kaynaklanır. Bu küçük akarsular Gönen çayı ve Kocaçay’ın başlangıç kollarını oluştururlar. Bu akarsular aracılığı ile Marmara denizine dökülürler. Dolayısıyla Yenice’deki akarsular açık havza özelliği gösterirler. Gönen çayı güneybatı-kuzeydoğu doğrultusunda yol aldıktan sonra kuzeye yönelir. Bir süre sonra kuzeybatıdan Yenice deresini alır ve gene kuzeydoğuya yönelir. Gönen çayının kolları genellikle kışın kabarıp taşar, yazın çok azalır. Yenice ilçesinde akarsular genellikle yağmur ve kar sularıyla beslenir.

                Yenice ilçesinin en dikkati çeken özelliklerinden biri bitki örtüsü özellikleridir. Ormanlık alanlarda yükseltinin dolayısıyla değişen mikroklima ve yetişme çevresi koşullarının etkisi ile değişik ağaç türleri ve bunların oluşturduğu karışık topluluklar vardır. Ormanların bazı kesimlerinde tek türden oluşan saf topluluklar varken (Göknar toplulukları, Karaçam toplulukları gibi...) Çoğunlukla yapraklı türlerle ibreli türlerin oluşturduğu karışık ormanlar yaygındır. Bölge ormanlarında Akdeniz, Karadeniz, kara ikliminde yetişen türler görülür. İlçe ormanlarında görülen belli başlı türler şunlardır:

                Kızılçam, Karaçam, Meşe Türleri, Kestane, Göknar, Gürgen, Kayın, Çınar, Kızılağaç, Karaağaç, Dişbudak, Ihlamur, Fındık.

                Maki elemanları: Kocayemiş, Sandal, Funda, Süpürge Çalısı, Kızılcık, Laden, Defne, Yabani Gül.

                Otsu Bitkiler: Orman Asması, Sarmaşık, Böğürtlen, Eğrelti, Çayır Otları, Isırgan.

                Yenice ormanları endemik Kaz dağı Göknarı ve nadir bulunan türler bakımından da dikkat çekicidir. Kaz dağı Göknarı’nın (Abies egui - trojani) vatanı Kaz Dağı’dır. Bu göknar türüne yalnızca bu yörede rastlanmaktadır. Adını Çanakkale yakınındaki Troya kentinden almıştır. Morfolojik özellikleri bakımından Uludağ Göknarı ile Yunanistan Göknarı arasında bir türdür. Işık yapraklarının uçlar sivri, öbürleri ise küt yada kertiklidir. Tomurcukları bol reçinelidir. Bu tür Kaz Dağı’nda saf, bazen de Karaçam ve Kayınlarla karışık ormanlar oluşturur. Yerli türlere göre daha hızlı büyür. Toprak ve neme gereksinimi çoktur. Işık gereksinimi azdır.

NÜFUS YAPISI  ve EKONOMİK KOŞULLARI:

               1985 nüfus sayımında ilçe merkezinin nüfusu 6013, köylerle birlikte nüfus 43.186’dır. 1990 nüfus sayımına göre ilçe merkezinin nüfusu 6517, köylerle birlikte toplanan nüfus 42.798’dir. 1997 nüfus sayımına göre merkez ilçenin nüfusu 6426, köylerle birlikte toplam nüfus 33.894’dür. İlçe halkının büyük bir bölümü kırsal kesimde yaşar. İlçe Türkiye’nin tenha alanlarından birisidir. Aritmetik nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının çok altındadır. İlçenin 76 köyü vardır. Ortalama köy nüfusu yaklaşık 500 kişidir. Köyler toplu köy özellikleri gösterir. Yenice nüfusunu oluşturan yaklaşık 11.000 ailenin önemli bir bölümü çiftçi ailesidir. İlçede ekilen arazi 286.066 dekardır. Çayır ve mera alanları 70.806, fundalık arazi 906.280, kayalık-bataklık arazi 77.238, yerleşim alanları ise 30.610 dekar alan kaplarlar. Tarım arazilerinin yarıdan fazlası engebeli özellikler gösterirken 1/3 kadarı ovalık alanlarda yer almaktadır. İlçede geniş alanlar kuru tarıma ayrılmıştır. 225.945 dekarlık alanda kuru tarım yapılırken, 36.123 dekarlık alanda sulu tarım yapılmaktadır. Yaz aylarının yağışsız geçmesi ve sulamalı tarım alanlarını artırmak amacıyla göletler yapılmış ve yapılmaktadır. Bu konuda yeraltı sularından da yararlanılmaktadır. İlçede hemen hemen her aile toprak sahibidir. Ancak çiftçi ailelerinin çok büyük bir bölümü 0-20 dekar büyüklüğündeki topraklara sahiptir. İlçe çok çeşitli tarım ürünlerini yetiştirebilmektedir. Geniş alanlara genellikle tahıl ekilmektedir. Tahıllardan en çok buğday; buğdaydan sonra sırayla arpa, mısır, yulaf ve çavdar yetiştirilir. Baklagillerden kuru fasulye en çok yetiştirilen ürünlerdendir. Sonra sırasıyla nohut, bakla, mercimek gelir. Endüstri bitkilerinden ise tütün başta gelmektedir. Ayçiçeği ve susam da tarımı yapılan ürünlerdendir. Meyvelerden en çok üzüm yetiştirilir. Elma, şeftali, kiraz da yetiştirilmektedir. Sebzelerden en çok biber üretilir. Domates, fasulye, pırasa, salatalık ve soğan da yetiştirilen sebzelerdendir. İlçede arıcılık faaliyetleri gelişmesi için de çalışılmakta 7.247 adet yeni kovanla bu faaliyet yapılmaktadır.

                Hayvancılık faaliyetleri ilçede önemlidir. Dağlık, engebeli, kıraç arazileri olan köylerde hayvancılık faaliyetleri mera hayvancılığı şeklindedir. Buna karşılık gün geçtikçe ahır hayvancılığı da yaygınlaşmaktadır. Sun’i tohumlama çalışmalarının ilçe hayvancılığına büyük katkısı olmuştur.  Büyük baş hayvanlarda yerli ırk, Holstein, Montofon ve bunların melezleri yaygındır. Toplam sığır mevcudu 22.000’den fazladır. İlçede en çok inek sütü üretilir. Koyunculuk genelde meraya bağlı olarak yapılmaktadır. Kıvırcık melezi ve Tahirova ırkları yaygındır. Toplam koyun sayısı 40.000’in üzerindedir. Keçi besiciliği giderek azalmaktadır. Kıl keçisi yaygındır. Toplam keçi sayısı 11.000 civarındadır. Mis Süt işleme tesisleri, ilçedeki 4 mandıra ve çevre ilçelerdeki süt fabrikaları Yenice’deki hayvancılığın gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

                İlçede her geçen gün tarımsal makine sayısı artmaktadır. 1960 adet traktör, 1946 adet pulluk, 1947 adet römork, 3057 adet su motoru, 141 adet harman makinasıyla tarımsal faaliyetler yürütülmektedir.

               İlçede tarıma dayalı bazı sanayi tesisleri vardır. En önemlisi Yenice Gıda Sanayi’dir. İlçede üretilen sebzeleri kuru konserve haline getirir. Kapasitesi 1500 ton/yıldır. İlçede bulunan 4 mandıranın kapasitesi 26.730 ton/yıldır. İlçede 4 un fabrikası, 2 değirmen, 1 adet salça fabrikası vardır.

 

HALK KÜLTÜRÜ ve FOLKLOR

EI Sanatları

Yörede dokumacılık çok eskilere dayanmakla birlikte, günümüzde yerini teknoloji­nin ilerlemesi nedeniyle hazır dokumacılığa terk ederek önemini kaybetmiştir. Araştırmalarımızda eski yerel dokumaların giderek yok olduğu görülen bir gerçektir. Bu­nun yanısıra bazı evlerde ihtiyacı karşılamak için halı, kilim, heybe, torba gibi ev eşyaları yapılmaktadır. Tezgahlar ilkel olup özelliklerini korumaktadırlar.

Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü ile Sümerbank Halıcılık Bölge Müdürlüğü'nün yaptığı ortaklaşa çalışmalar ile el dokma halıcılğı yörede tekrar geliştirmek için Yenice Merkez, Umurlar, Taban, Çırpılar ve Karaaydın köylerinde halı kursları açıldıysa da yöre halkı ihtiyacından fazlasını dokumadığından el halıcılığı kaybolmaya yüz tutmuştur.

Yöremizdeki halıların malzemeleri eskiden tabii olmakla beraber günümüzde sa­dece boyaları sentetiktir. Bazı kişiler hala eskiye bağlı olup ceviz kabuğundan, topraktan ve meşe ağacının gobaklarından boya elde etmektedirler. Halılar yöremizde desenlerine göre isim alırlar.

SANDIK HALI: Zemin kırmızı ve yeşil olup, geometrik desenler hakimdir.

İMAM SUYU HALI: Zemin deve tüyü renginde ve üzerindeki motifler su halinde olup kırmızı çiçeklidir.

MUŞAMBA HALI: Zemin bordo ve kahverengi olup, desenler küçük baklava şeklinde ve renkler siyah, kırmızıdır.

ALLI HALI: Zemin kırmızı, desenler geometrik motiflerle süslüdür. KİLIMLER

Halılarda kullanılan renkler ve iplikler kilimlere yansımıştır. Çözgü iplikleri yünün doğal rengi olan siyah ve beyazdır. Kilimler de desenlerine ve renklerine göre isimlendiri­lirler.

ALLI KİLİM: Zeminin tümü kırmızı, kenarları değişik renktendir. KIRK MELİK: Kilimin tümü yol yol çizgilidir.

CÜBEDEN: Kırk meliğe benzer, çizgi aralarında çiçek motifleri yer almaktadır.

PİSİMET: Diğer kilimlerin özelliğini taşır. ÇULLAR:

Klllm özelliğl taşıyan kilimden ayrılımları kıldan olmalarıdır. Çullarda yöre ve desen­lerine göre isimlendirilmiştir.

Mantı Çul Tenekeli Çul Tabaklı Kıvrım Katırnalı Çul.

Ev hanımlarının, kerıdi ihtiyaçlarını karşılamak ve aile bütçesine katkıda bulunmak amacıyla ürettiklerini heybe, torba, minder ve nakışlı çorapları, ilçemizin Çal köyünde dokunup çevre pazarlarda satılmaktadır.

Taban köyünde yapılmakta olan dantel ve iğne oyası bu köyümüzün geçim kay­nağı haline gelmiştir. Yapılan ürünler, her hafta komşu ilçemiz Gönen pazarında. İstanbul ve Bursa'dan gelen toptancılara satılmaktadır.

YÖRESEL YEMEKLER:

Yöremizde diğer çevrelerden farklı olarak düğün, nişan, hayır ve sünnet törenlerinde herkese yemek verilir. Bu yemeklerin başında da dövülmüş buğdaydan, etle pişirilen keşkek gelir.

Buğday taş dibeklerde kepeğinden ayrılıncaya kadar dövülür, kepeği savrulur, etli olarak pişirilir. Buğday piştikten sonra kazanda güzelce dövülür veya karıştırılır. Üzerine et suyu dökülerek servis yapılır.

İNANÇLAR: Halk, gelenek ve göreneklerine çok bağlıdır. Günümüzde çeşitli törenlerde bu inançlarını hala sürdürmektedirler.

Genel köy hayırları, hatim ve sünnet törenleri adı altında birlik ve beraberliği sağlamak amacıyla yapılan dualı yemekler bunlara birer örnektir. Bunların yanında bazı batıl inançlara da rastlanmaktadır.

BAZILARI: Hıdrellezde günahlarının af olacağına ve bazı dileklerinin kabul edileceğine inan­arak sabahın erken saatlerinde, çimenler üzerinde yuvarlanılır, salıncakta sallanılır.

Salı günü işe başlanmaz, sallanır çabuk bitmez, Makas elden verilmez, kavga edilir.

Pilava kaşık dikilir, kaynana çabuk ölsün,

Güneş batarken yemek yemek istenmez, kıtlık olur diye. MAHALLI KIYAFETLER

Günümüzde köylerimizde dış görünüm olarak; orta yaş ve yaşlı kadınlar, dış giyi­min üzerine siyah parlak astarsız kumaştan, yuvarlak yakalı, bedene oturan, etekleri manto görünümünde Ferace, feracenin altına elbise veya şalvar üstüne de buluz veya kazak giyilir.

Düğünlerde, nişanlarda oğlan tarafının ve kız tarafının yengeleri feracenin üzerine, Mahrama denilen ince üzeri filoş ile zincir işi işlenmiş, kenarları filoş saçaklı krem renginde örtü örterler. Bu kıyafetleriyle, davetliler arasında düğün sahibi oldukları belli olur.

Düğünlerde ve diğer özel günlerde kızlar bindallı, erkekler de efe kıyafeti giyer­ler.

DEYIMLER

Avuç Unu: Değirmencinin öğüttüğü undan aldığı hak. Bir çakım: Bir defada kullanılacak miktar.

Nallı Domuz Olsa Gezmez: Gezilmesi dolaşılması, güç, sarp, kayalık yerler için söylenir.

 TURİZM

Bugüne kadar Yenice ilçesinin en büyük dezavantajı ana yolların uza­ğında olması, var olan yollarında çok virajlı olması olmuştur. Bu sebeple il­çemiz hep gözden uzak kalmıştır. ilçenin tarihi eserler bakımından po­tansiyeline tarihçesi bölümünde ayrıntılı olarak yer verilmiştir. Bizim bu­rada değineceğimiz ilçenin doğal güzelliği ve kendine has özelliklerinin turizm potansiyeli olarak değerlendirilmesi ile ilgilidir. Kazdağları'nın ete­ğine kurulmuş olan ilçe yeşilin günden güne azaldığı ülkemizde bulunmaz bir yerdir. Ayrıca varolan 13 göletle yukarıdan bakıldığında göller bölgesini andırmaktadır. Nesli tükenmekte olan hayvanlardan karaca, ayı ve doğal ala­balığın varlığı ayrı bir güzelliktir.

Bütün bu verilerin ışığında yakın ge­lecekte ilçenin dağ turizm mer­kezlerinden biri olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Özellikle Çan­ Yenice yolunun tamamlanması ve ger­çekleşirse Çanakkale Boğazı'nın köprü geçişi ile bağlanması ile Yeniçe dağ evi turizminin merkezi olacaktır. Ilçenin bir anda böyle bir olgu ile karşılaşıp, ça­resiz kalmaması, doğal güzelliklerin pervasızca yok edilmemesi için ida­relerin önceden hazırlıklı olması ge­rekmektedir. Bunlardan ilki mevzi imar planları ile belli merkezlerin dağ turizmi için hazırlanmasıdır. Takiben bu böl­gede elektrik, su ve kanalizasyon gibi hizmetler götürülmelidir. İlçede esnafların örgütlenmesi ile turistik tesisler yapılabilir. Bunun için en uygun yerlerden birisi Yenice Göleti'nin üst kısmıdır. Yapılması gereken ikinci şey av ve yaban hayatının korunmasıdır. Bunun için mümkünse gönüllü bir ekibin kurulmasıdır. Av ve yaban hayatı iyi korunursa Kalkım beldesindekine benzer bir faaliyet (yaban domuzu avı) Yenice merkezinde de gerçekleştirilebilir.

Kurulacak turistik tesislerin bir ufku da spor klüplerine yönelik olmalıdır. Kamp yapmak için son derece uygun olan tabiat şartlarına ilave olarak futbol sahaları ve ilave spor tesisleri yapılıp hazırlanmalıdır.
    Son olarak göletlere atılacak 6 aynalı sazan ve benzeri balıklarla balık avına yönelik aktiviteler ilçede rahatlıkla gerçekleştirilebilecektir.

 

TARIM FAALİYETLERİ

lklim Durumu: Ilçemizin iklimi kışları soğuk ve yağışlı, yazları ise ılık ve yağışlı geçer. Karadeniz'den sonra enfazla yağış alan yer ilçemiz ve çevresidir. Yağışlar genellikle yağmur, kışın ise zaman zaman kar yağışı şeklindegörülmektedir. En yüksek sıcaklık Ağustos ayında, en düşük sıcaklık ise Ocak ve Şubat aylarında görülmektedir.Sonbahardaki ilk donların (Kırağı) erken düşmesi ve ilkbahardaki son donların (kırağı) geç düşmesinden dolayıbazı yıllar tarım ürünlerini önemli oranda etkilemektedir.

Toprak Durumu: İlçemizin toprak yapısı engebeli ve yer yer düzlükler şeklindedir. İlçemizde 311.257 dekar tarım arazisi mevcut olup bunların %68'i engebeli, %32'si ise düzlükler; yani ovadır. Tarım arazilerinin %72'si kuru, %9'u sulu, %14'ü sulamaya elve­rişli arazidir. %5'i ise işlenmeyen otlakiye arazidir.

Su Durumu: Ilçemizde yağış, belirli aylarda olması sebebiyle yaz aylarında ekili alanlarda suya ifıtiyaç bulunmaktadır. Mevcut iki adet gölet (Yenice ve Sameteli) ve yapımı de­vam eden Karaköy, Koruköy. Kalkım, Davutköy, göletleri bulunmaktadır. Akçakoyun, Araovacık, Ahiler, (Hamdibey ovası), Çukuroba, Çırpılar, Kayatepe, Sofular, Çınarcık köylerinde gölet yapılabilir. Bu konuda çalışmalar sürmektedir. Yeraltı suları ile sulanmak­tadır. Ilçemizde gölet yapılabilecek birçok dere bulunmaktadır. Bunlardan yeterince isti­fade edilememektedir.

Üretim: Tarla Bitkileri: Toplam 186260 dekar tarla bitkileri ekim sahası vardır. Bunların başında hububatgiller (buğday 136700 dekar, yulaf 10500 dekar, arpa 8100 dekar, çavdar 3700 dekar), baklagiller (K. fasulye6800 dekar, nohut 1300 dekar, bakla 1350 dekar), Sebzeler (kırmızı biber 10500 dekar, yeşil biber-kurutmalık 850 dekar, domates 2100 dekar)

Sanayi Bitkileri Üretimi: Toplam olarak 2300 dekar olup başta 21150 dekarla tütün gelmekte 600 dekar susam, 550 dekar Ayçiçeği, ekimi yapılmaktadır. 1991 yılında hava şartlarının iyi gitmemesinden dolayı dikim sahasında biraz azalma görülmüştür.

Bağ bahçe ürünleri üretimi: İlçemizde 460 dönüm toplu meyvelik mevcuttur. Bu­nun yanında 1750 dekar bağ vardır. Meyveler ve üzüm genellikle içeride tüketilmektedir. 3500 ton üzüm. 119 ton elma, 25 ton şeftali, 22 ton kiraz üretilmektedir

 

Çayır-Mer'a ve Yem Bitkileri üretimi: Ilçemizde 400 dekar yonca, 100 de­kar fiğ, 10 dekar korunga üretimi yapılmaktadır. Yoncadan toplam 2000 ton, fiğden 100 ton, korungadan 10 ton kuru ot elde edilerek hayvan beslemede kaba yem olarak tüketilmektedir. Bunun yanında köylerde çayır ve otlakiyelerden de kuru ot üretimi yapılmaktadır.

Üretimi Arttıran Faktörler:

Sulama: Sulamanın üretimi arttırmadaki yeri büyüktür. %30 oranında üretimi arttırır. Yalnız yeterli sulama gerekmektedir. Sulamanın şekli de üretimi etkiler. Üretimi en fazla yağmurlama sulama arttırır.

Gübreleme: Üretimi %20 oranında etkiler. Toprak numunesi alımı ve bunun neticesi tavsiyeler doğrultusunda, bilinçli gübre kullanmak üretimi önemli oranda arttırır.

Tarımsal Alet ve Makine: Tarımda verimliliği arttırmak ve kazançlı bir sektör haline getirmek için alet ve makinanın da üretime etkisi etkisi büyüktür. Ilçemizde günlük 35 ton kapasiteli Davutköy Tar. Kalk. Koop. Salça Fabrikası ve Araovacık kalkınma Koo­peratifinin günlük 10 ton kapasiteli mandırası mevcuttur. Bunun yanında iki adet özel sektöre ait mandıra bulunmaktadır. Bununla beraber kurutulmuş sebze üretimi yapan Gıda Sanayii A.Ş. vardır.

Tohumluk: Tohumlukların yenilenmesi ve yüksek verim veren tohumlukların kul­lanılması %15 oranında üretimde verimi arttırır.

Tarımsal Kredi ve Örgütleme: Üreticiye istediği zaman ve her alanda kredi kullandırılarak üretici darboğazdan kurtarılmış olur. Orgütlenmenin de üretime katkısı vardır. Ilçemizde Ziraat Bankası'nın yanında 4 adet Tarım Kredi Kooperatifi vardır. Üretici ortaklarına düşük faizli kredi ve tarımsal girdi sağlamakta, bunun yanında 33 adet Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve 7 adet Toprak Su Kooperatifi mevcuttur.

Zirai Mücadele: Üretimde ziral mücadele bir mecburiyettir. Üretime etkisi büyüktür. %15 oranında etkiler. Bazı yıllar üretimderı en başta gelen faktördür. Bitki üzerindeki hastalık ve zararlı ancak mücadele yapılarak önlenir. llaçların yanında diğer mücadele şekilleri de kullanılır.

Tarımsal Eğitim: Tarımdaki tüm yeniliklerin zamanında üreticiye intikalinin üretimi arttırmada örıemli payı vardır. Ayrıca oranı %10 dur. İlçe Tarım MüdürIüğCince üreticiye çiftçi mektubu dağıtılıııakta, arıcılık kursu açılmakta, biçerdöver sahiplerine biçerdöver kursu açılmakta, yayçep v.s. Ile tarımsal eğitim yapılmaktadır.

BİBERCİLİK: Yağ biberi olarak tanınan, salçalık kırmızı biber, yöremizde Yenice Gıda Sanayii A.Ş. kurulduktan sonra 1966 yılında fabrika veznedarı Yusuf Çalışkan tarafından, Bursa ili Gürsu kasabasından getirilen fideler, Ahmet Gündüz'ün tarlasına, Haşim Akça'ya ekti­rilerek, elde edilen tohumlar çevredeki çiftçilere dağıtılmıştır. Biber ekimi Yenice Gıda Sa­nayü A.Ş. ce teşvik edilmiş ve bölgeye yaygınlaştırılmıştır.

Yöreye ekonomik katkısı büyük olan bibercilik fabrikasının işletme kapasitesirıin artması ile genişletilmiştir. Bugün Yenice dışında Çan, Biga, Bayramiç, Ezine ve Gönen yörelerine kadar biber ekimi yaygınlaştırılmıştır.